2 Aralık 2015 Çarşamba
Bir Gayri Müslim Gözüyle Osmanlı
Osmanlı memleketlerinde bulunmuş yabancı gözlemciler ve sağduyu sahibi tarihçiler, Osmanlı toplum düzeninden övgüyle söz ederler. 18. yüzyılın sonlarında Osmanlı topraklarında yirmi beş yıl yaşayan d'Ohsson şöyle diyor:
''Osmanlılar Kur'an'da ifade edilen doğruluk, ahlak ve namus prensiplerine çok bağlıdırlar. Aralarındaki bütün sosyal münasebet ve düzen, iyi niyet ve şefkate dayanır. Başka ülkelerde olduğu gibi, aralarında yazılı antlaşma yapmaya lüzum görmezler. İyi niyet ve söz, her şeyi halleder. Osmanlılar verdikleri sözün esiridirler. Bu tutumları yalnız dindaşlarına karşı değildir. Hangi dinden olursa olsun yabancılara karşı da böyle hareket ederler. Sözlerini tutma hususunda onlara göre müslim ve gayri müslim olmanın hiçbir farkı yoktur. Gayri meşru olan her kazancı, ahlaksızlık ve dine aykırı görürler. Gayri meşru edinilmiş servetin bu dünyada da öteki dünyada da insanı bedbaht edeceğine samimi şekilde inanırlar.''
1 Aralık 2015 Salı
Tarih bunu bir defa yazdı. Yavuz sultan Selim Han'ın TİH çölünü geçip emanetleri alması
Yıl 1516; Yavuz Sultan Selim Han, Merc-i Dabık zaferi ile Suriye nin kilidini açmış, Osmanlı ordusu Mısır seferinde ve asker TİH Çölüne çıkmak üzeredir. Tih Çölü kelimenin tam manası ile aşılmaz bir engeldir. Yer sarıdır, gök sarı... Güneş tepsi kadar iri, hava toz yüklüdür. Kum dağları devamlı yer değiştirir. Koca çölün vahası seyrektir. Molalar ayrı derttir.Sıcak kum vücudu kuşatır ama kumun az altı akrep, yılan kaynar. Kaypak zemin ağırlıksız yürüyen için bile yorucudur. Kaldı ki yerinden kıpırdamayan toplar, silahlar, çadırlar, kırbalar, barutlar...
İşte böylesine sıkıntılı anlardan birinde Yavuz Sultan Selim Han ,atından iner, yürümeye başlar. Eh, sultanın yürüdüğü yerde hayvanına binmek kimin haddine? Bu işe mana veremeyen vezirler önceleri susmayı dener, yutkunup dururlar. Ama uzayınca gözleri kararır. ''Yetti gayri!'' deyip Hasan Can'ın yolunu keserler. Hafif asabi bir uslupla; ''Astırırsa astırsın , kestirirse kestirsin'' derler, ''ama itirazımız var!''
-Neye?
_Askeri yürütmesine!
Yavuz Sultan Selim Han, Hasan Can ı sabırla dinler. Beklenilenin aksine manalı manalı güler. Nediminin kulağına eğilir: ''Peygamber efendimiz önümde yaya olarak yol gösteriyorlar'' der, ''Söyle onlara; eğer yakışır diyorlarsa, binelim atlarımıza.''
İnanın ilahi yardım ortadadır. Nitekim hiç olmadık şeyler olur. Yağmur bulutları gelir ve gölge yapar, görülmedik yağmurlar yağar. Askerin susuzluğu gider. O güne kadar bu çölü 1 haftada geçen ikinci bir ordu yoktur. Sonunda Mısır feth olunur ve halifelik de OSMANLI SULTANLARIna geçer.
Kış aylarına yönelik sağlıklı beslenme önerileri
Vücudun savunma sistemini güçlendirmek için A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydonoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyvelerin tüketimi önemlidir. Hem C vitamini ihtiyacından ötürü hem de su ihtiyacını karşılamak için taze sıkılmış meyve suları tüketilmelidir. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Bu sebeble yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagiller tüketilmelidir. Balık, beyin fonksiyonlarının gelişimi içi gerekli çoklu doymamış yağ asitleri, kalsiyum, fosfor, selenyum ve iyot mineralleri için iyi bir kaynaktır. Bu nedenle kış aylarında tüketilmelidir. Katı margarinden kaçınılmalı, saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünler tüketilmelidir. Enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları tercih edilmelidir.
Beş tane daha püf noktası süt, makarna, canlı çiçek, temizlik ve kek kalıbı ile ilgili
*Süt kaynatacağınız tencerenin ağız kısmına bir miktar sıvı yağ sürerseniz taşmasını önleyecktir.
*Makarna haşladığınız suya birkaç damla sıvı yağ damlatırsanız hem makarnanız taşmaz hem de tane tane olup birbirine yapışmaz.
*Canlı çiçekleri çok seviyor fakat vazoda uzu ömürlü olmamalarına üzülüyorsanız vazonuzun içindeki suya bir tane aspirin atın.
*Lavabolarınızı ara sıra tuzla ovun. Kötü kokular gidecek, temizlenecek ve daha geç kir tutacaktır.
*Pişirdiğiniz kek kalıptan çıkmıyorsa ıslak bir bezin üzerine koyup bekletin.
Portakal ın faydalı özellikleri
Diğer turunçgiller gibi şifalı olan portakal ateş düşürücü özelliğe sahiptir. Hastalanmadan önce tüketilmesi koruyucu etkisinden yararlanmaya imkan verir. Hastalandıktan sonra yenilen portakal, hastalığın seyrini etkilemez. Portakalda A, B, C vitamini ve fosfor bulunur. Sinir zafiyetini giderir. Portakal ağızdaki mikropları öldürür. Hasta ve çocukların kansızlığını giderir. Kan içindeki zararlı maddelerin temizlenmesini sağlar. Yemeklerden sonra yenilecek bir portakal hazmı kolaylaştırır. Kandaki şeker seviyesinin düşmesine yardım eder. Portakal ,şeker hastaları için hem bir gıda hem de ilaç vazifesi görür. Günde iki-üç adet yenilebilir.
9 Kasım 2015 Pazartesi
Vakit İkindi ŞİİRİ -YT-18.09.2014
Vakit ikindi
Vakit ikindi... Yapraklar birbaşka oynuyor,
Haber veriyor esen yel, gelen güzellikten,
Bu güzellikler hafifçe içime doluyor,
Bir de yağmur taneleri inmez mi gökten?
Heyhât! Odam dar gelir bana bu saatlerde,
Bir firârî olurum, kimse tutamaz beni,
Tek başımayım yağan yağmurda, esen yelde.
Sırılsıklam dolanırken düşünürüm seni.
İkindi yağmurlarım olursun, toprağıma.
Sararmış umutlarım ellerinde yeşerir.
Âb-ı hayat olursun çatlamış dudağıma,
Kurumuş hayallerim gözlerinde yeşerir.
Kokunu alırım, yere düşen her damlada,
Sanki bütün damlalar saçlarından sızıyor.
Hasretle dolmak daha da zordur, sonbaharda,
Belli ki gökler bile bunun için ağlıyor.
VAKİT İKİNDİ... Yaprakların boynu bükülmüş,
Yağmur dinmiş, hafiften bir esinti havada...
Güneş, son bir umut ışığıyla geri dönmüş,
Sevinçler, hüzünler... Yükselen gökkuşağında.
Bir şair, hayran hayran bakıyor; manzaraya.
En güzel resmini çiziyor, mısralarına,
Herkes hayran, herkes sevdalı, bu manzaraya.
Bir sen, dönüp bakmıyorsun şu mısralarına.
Şair, daha ne yapsın, görmeyen kör gönüle,
Güneş bile üzüntüden, dönmüş, kan gölüne.
Sen hâlâ kulak vermedin yaralı bülbüle,
Bir gün gelir solar, yazık olur o gülüne.
Eyvâh! Güneş düşüyor, karanlığın içine,
Boğuluyor, umutlarım gibi, çaresizce,
Gün bitti, kim bilir, kimler çıkar, yeni güne?
Bilinmezin içinde bilinmez, o son gece.
{(meçhul şair)-18.09.2014}
( Her hakkı saklıdır)
"ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN" türküsünün acı gerçeği
Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesidir. ABD birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracatını keşfetmiştir. Marshal yardımının koşullarından biri Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır.
(Yeni Sömürgecilik Açısından Gıda Emperyalizmi, Osman Nuri Koçtürk, Toplum Yayınları, 1966).
Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur. Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır. Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından Dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır.
Türk insanı zeytinyağından soğutularak mısır özü yağına ve margarine alıştırılır. Bu amaçla zeytinyağı ısınırsa kanser yapar gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz. Hâlbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir.
Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman…” diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır.
Katı yağ/margarine mahkûm edilen halk, 20-30 yılda bir kaşık yağa bile muhtaç hâle getirilir. Ve basma giyen kadınlar, plastik giysilerle tanıştırılır…
Zeytin yağlı yiyin, basma, fistan giyin...
Prof. Dr. Kenan Demirkol
(alıntıdır)
Prof. Dr. Kenan Demirkol
(alıntıdır)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




